ÖZETİ: Somut olayda, davacı işçi davalıların miras bırakanı müteveffa Yıldırım Yeter’in ofisinde 10.01.2015-18.09.2019 tarihleri arasında çalıştığını ve ödenmeyen işçilik alacakları bulunduğunu ileri sürerek söz konusu alacakların davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davacı işçinin, davalılardan T. Y’e yapılan tebligatların sonuçsuz kalması üzerine yargılamanın uzamaması amacıyla bu davalı yönünden davadan feragat ettiğini beyan etmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince davalı mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşı olduğundan, biri için yapılan feragatin diğerlerine de sirayet edeceği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de davaya konu alacaklar davalıların miras bırakanı ile davacı arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan tereke borcu niteliğinde olup tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olan mirasçılara karşı açılacak para alacağı davalarında mirasçılar arasında mecburi değil ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle davalılardan Tuğrul Yeter yönünden davadan feragat edilmesinin diğer davalılara da sirayet edeceğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, müteveffa Avukat Y. Y’in ofisinde avukat katibi/sekreter olarak 10.01.2015-18.09.2019 tarihleri arası çalıştığını, iş sözleşmesinin işverenin ölümü sebebiyle sona erdiğini, müteveffa işverence müvekkiline 01.01.2019 tarihinden itibaren ücret ödenmediğini beyanla ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
- CEVAP
- Davalılar P. Y. K, Ş. Y ve T. Y. vekili cevap dilekçesinde; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının kural olarak belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, davacının talep sonucunu rahatlıkla belirleyebileceğini, bu durumda dava konusu kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin ve asgari geçim indirimi alacaklarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini istemiştir.
- Davalı Tuğrul Yeter davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 20.06.2022 tarihinde davalılardan Tuğrul Yeter yönünden feragat dilekçesi sunduğu, davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu, bu nedenle davalılardan biri yönünden yapılan fergatin diğerlerine de sirayet edeceği gerekçesi ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
- İSTİNAF
- İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asıl istinaf başvurusunda bulunmuştur.
- İstinaf Sebepleri
Davacı asıl istinaf dilekçesinde; davalı mirasçılar aleyhine alacak davası açtıklarını, davalıların davanın açıldığı tarihe kadar reddi miras yapmadıklarını, yapılan tebligatların sonuçsuz kalması, dava sürecinin haksız yere uzaması üzerine davalı T. Y. yönünden zorunlu olarak davadan feragat ettiklerini, davalı mirasçıların miras bırakanın her türlü borcu yönünden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davanın konusunun paradan başka bir şey olduğu durumda mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, murisin borçları yönünden mirasçılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
- Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın mirasçılara karşı açılmış olduğu, davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan, birisine karşı feragatin diğer davalıları da kapsayacağı, davacının 20.06.2022 UYAP kayıtlı beyan dilekçesi ve 29.06.2022 tarihli duruşmadaki beyanına göre davalı Tuğrul Yeter yönünden davadan feragat ettiği, bu durumda feragatin aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunan diğer davalıları da kapsayacağı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
- TEMYİZ
- Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
- Temyiz Sebepleri
Davacı asıl, istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
- Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunup bulunmadığı ve davalılardan biri yönünden feragatin diğer davalılara sirayet edip etmeyeceğine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) “Miras ortaklığı ”başlıklı 640 ıncı maddesi şöyledir;
“Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.
Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler.
“
- 4721 sayılı Kanun’un “Mirasçıların sorumluluğu ”başlıklı 641 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir;
“Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.”
- 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Borçluların sorumluluğu” başlıklı 163 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir;
“Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir.”
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 307 nci maddesi şöyledir:
“Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.”
- 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.05.2022tarihli ve 2019/(19)11-719 Esas, 2022/752 Karar sayılı ilâmı.
- Değerlendirme
- Miras ortaklığı devam ederken terekeye ilişkin olarak mirasçılara karşı açılacak olan davalarda davanın tüm mirasçılara karşı açılmasının gerekip gerekmediği davanın konusuna göre değişmektedir.4721 sayılı Kanun’un 641 inci maddesi birinci fıkrası hükmüne göre mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar. Bu hüküm gereğince terekeye ilişkin olarak mirasçılara karşı açılacak olan para alacağı davalarında davacı istediği mirasçıya karşı dava açabilir veya takip yapabilir. Bu durumda mirasçılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olur (Baki Kuru, Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2007, s. 242).
2.Terekeye ilişkin olarak mirasçılara karşı açılacak olan davanın konusu paradan başka bir şey ise bu durumda davanın tüm mirasçılara karşı açılması gerekir. Bunun nedeni ise 4721 sayılı Kanun’un 640 ıncı maddesi uyarınca, miras ortaklığında mirasçıların terekedeki mal ve haklar üzerinde elbirliği hâlinde hak sahibi olmaları ve tereke üzerinde ancak hep birlikte tasarruf edebilmeleridir (Kuru, Arslan, Yılmaz, s. 242, 243).
- Somut olayda, davacı işçi davalıların miras bırakanı müteveffa Yıldırım Yeter’in ofisinde 10.01.2015-18.09.2019 tarihleri arasında çalıştığını ve ödenmeyen işçilik alacakları bulunduğunu ileri sürerek söz konusu alacakların davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davacı işçinin, davalılardan T. Y’e yapılan tebligatların sonuçsuz kalması üzerine yargılamanın uzamaması amacıyla bu davalı yönünden davadan feragat ettiğini beyan etmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince davalı mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşı olduğundan, biri için yapılan feragatin diğerlerine de sirayet edeceği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de davaya konu alacaklar davalıların miras bırakanı ile davacı arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan tereke borcu niteliğinde olup tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olan mirasçılara karşı açılacak para alacağı davalarında mirasçılar arasında mecburi değil ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle davalılardan Tuğrul Yeter yönünden davadan feragat edilmesinin diğer davalılara da sirayet edeceğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
- KARAR
Açıklanan sebeple;
- Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
- İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
SUMMARY: In the concrete case, the plaintiff worker claimed that he worked in the office of the deceased Yıldırım Yeter, the deceased of the defendants, between 10.01.2015 and 18.09.2019 and that he had unpaid labor receivables and requested the collection of these receivables from the defendants. After the plaintiff worker declared that he waived the case for this defendant in order not to prolong the trial after the notifications made to T.Y., one of the defendants, were inconclusive, the First Instance Court decided to reject the case on the grounds that the waiver made for one would spread to the others, as the defendant was a compulsory litigation friend among the heirs. Even if it has been granted, the receivables subject to the lawsuit are in the nature of estate debts arising from the business relationship between the defendants’ testator and the plaintiff, and it should be accepted that there is a voluntary, not obligatory, litigation friendship between the heirs in money receivable cases to be filed against the heirs who are jointly and severally responsible for the estate debts. For this reason, the decision to reject the case with the acceptance that the waiver of the case by the defendant Tuğrul Yeter would spread to the other defendants was erroneous and required reversal.